GİRİŞ
Hadis münekkitleri, hadisleri sıhhat konusunda temyiz ameliyesinde bulunurken, tenkit metodu açısından dış tenkit yönüyle hadisin isnadına (ravi zinciri) yönelik iken, iç tenkit[1] yönüyle de hadisin metnini ele almışlardır. Evvela isnad tenkidi (isnad criticism) olarak gelişen ‘Cerh ve Ta’dîl İlmi’ yani ravi tenkidi ve sahası ile ilgili yürütülen ilmi faaliyetlere değinmek yerinde olacaktır. Cerh ve Ta’dîl ilmi sayesinde muhaddisler, hadislerin isnadlarını iki yönden inceleyerek tenkit etmişlerdir. Bir taraftan isnadın sağlamlığını etkileyecek, irsal, inkitâ, ta’lik ve tedlîs gibi râviler arasında isnad kopukluğuna neden olabilecek benzeri kusur ve illetleri tespit ederken, diğer taraftan râvilerin ehliyetiyle ilgili gerek adalet gerekse zapt (hıfz) yönüyle oluşan kusurları değerlendirmişlerdir.
Hadis usulünde ehliyetle alakalı râviye yönelik birçok ta’n (eleştiri) sebebi olmakla birlikte sözü edilen kusurlar, “10 tenkit noktası” altında toplanmış ve “Metâin-i aşare”[2] şeklinde anılmıştır. Özetle adalet sıfatıyla ilgili kusurlar şunlardır:
- Kizbü’râvî, (Ravinin yalan söylemesi)
- İttihâmü’r-râvî bi’l-kizb, (Ravinin yalanla itham edilmesi)
- Fisku’r-râvî, (Ravinin günah işlemesi)
- Bid’atü’r-râvî, (Ravinin bidat işlemesi)
- Cehâletü’r-râvî. (Ravinin kimliğinin bilinmesi)
Zabt sıfatıyla alakalı kusurlara gelince,
- Fuhşü’l-galat, (Ravinin fahiş hatası)
- Gaflet, (Ravinin rivayetteki gafleti)
- Vehim, (Ravinin rivayetteki vehmi)
- Sûü’l-hıfz, (Ravinin hafıza bozukluğu)
- Muhâlefetü’s-sikât (Ravinin diğer güvenilir ravilere rivayetteki muhalefeti),
başlıklarıyla sıralanmış ve her kusur detaylandırılmıştır[3]. İleride Cerh ve Ta’dîl alanında zikredeceğimiz eserler, söz konusu kusurlarıyla cerh edilmiş râvilerle doludur.
1. Cerh ve Tadil (Ravi Tenkidi) İlmi
Cerh lafzı, maddî veya manevî olsun her türlü yaralamayı kapsayan bir lafızdır.[4] ‘Cerh lafzının bir diğer anlamı da hâkimin, yalancılık ve fısk töhmeti altında bulunan bir şâhidin adaletini, yani güvenilir olma vasfını düşürmesiyle şehadetinin reddedilmesi manasında kullanılır. Hadis ıstılahındaki cerh bu manada kullanılmıştır.[5] Öyleyse bu ilmin usulünde cerh; hıfz ve itkân sahibi muhaddisin fısk, tedlîs ve yalancılık ya da muhalefet türü bir illetten dolayı râvinin ve rivayetinin reddedilmesi şeklinde tarif edilmiştir.[6]
Bir başka tarife göre, hadis râvisinin rivayet ettiği hadisin doğruluğuna veya râvinin bir nevi şehadetinin reddine sebep olabilecek adalet, zapt ve hıfz yönünden sahip olduğu kusurlu vasıfları dolayısıyla reddedilmesi ya da zayıf kılınması diye tanımlanmıştır.[7] Dolayısıyla tecrîh, râviyi zaaf ve rivayetinin reddini gerektiren sıfatlarla nitelendirme ameliyesidir.[8] Bu lafız, ıstılahı anlamda ilk kez İbn ‘Avn tarafından kullanıldığı söylenmektedir.[9]
Adl veya adâle, lügatte zulmün zıddıdır. Aynı zamanda, insanda doğru olduğu kanaatini belirleyen şey anlamında kullanılmıştır.[10] Ayet-i kerimede: “İçinizden adâlet sahibi iki kişiyi de şahit tutun” [11] buyrulmaktadır. Adl, ism-i fâil manasında kullanılırsa âdil kelimesinden daha fazla mübalağa ifade eder. Tef‘îl babına intikal edince ta’dîl, tezkiye etme anlamına gelir.[12]
Hadis usulünde adâlet, hadis nakleden râvilerin rivayetlerinin kabul edilebilmesi için bulunması gerekli olan niteliklerden birisidir.[13] Yalnız söz konusu lafzın içerdiği manayı kavramak ve tarifini yapmak güçtür. Bu sebeple yapılan tariflerde farklı yaklaşımlar göze çarpmaktadır. Kimisine göre adâlet; “insanın kebâir (büyük günahlar) işlemekten ve sagâir (küçük günahlar) da ısrar etmekten alıkoyan bir melekedir.”[14] Kimine göre de “şehâdet ve rivayetin kabul edilmesini gerektiren bir ehliyettir” [15] veya “şehâdet ve rivayetin kabul edilmesini gerektirecek şekilde insanda din ve mürüvvetin hâkim olmasıdır.”[16] “Adalet kişiyi, Allah ve Rasûlü’nün (s.a.v) emirlerini yapıp yasaklarından kaçınmaya, halk nazarında kişiliğini zedeleyici söz ve işlerden uzak durmaya sevk eden melekedir.”[17]
Âdil bir râvinin taşıması gereken vasıflarla ilgili olarak hadisçiler birtakım şartlar ileri sürmüşlerdir. Genel hatlarıyla râvinin Müslüman olması, bid‘atına davetçi olmaması ve adâletine halel getirecek günahlardan kaçınması gerekir.[18] Bu bağlamda adele fiilinin tef’îl babına dönüştürülmesiyle ta‘dîl, râviyi rivayetinin kabulünü gerektirecek sıfatlarla vasıflandırma[19] diye tarif edilmiştir.
Cerh ve ta’dîl kavramının tanımı hususunda ilk dönem hadisçilerinden günümüze kadar yeterli bilgi ulaşmış değildir. Ancak bu kavramın, bilindiği kadarıyla en eski tariflerinden birisi İbn Ebî Hâtim’e (ö. 327/938) aittir: “Hadislerin sahihini zayıfından ayırma ve râvinin sika (güvenilir) olup olmaması konusunda hüküm vermektir.”[20]
En ayrıntılı tarif Kâtip Çelebi tarafından “bir takım hususî lafızlarla râvilerin cerh ve ta’dilinden bahseden bir ilimdir”[21] şeklinde yapılmıştır. Hâkim en-Nisâbûrî ise; cerh ve ta’dîli bilmeyi, hadis usûlü bilgisinin bir meyvesi olarak görür. Ayrıca her iki nevin de başlı başına bir ilim olduğunu söyler.[22] Bu ilmi ifade etmek için söz konusu tabir yerine, genellikle “rivayeti kabul veya reddedilecek râvilerin vasıfları” manasına gelen İlmü Mîzâni’r-Ricâl,[23] Ma’rifetü Evsâfi’r-Ruvât,[24] İlmu’d-Du‘afâ ve’l-Metrûkîn[25] ve ‘İlmu’s-Sikât ve ‘d-Du’afâ[26] gibi tabirler kullanılmıştır.
2. Cerh ve Ta’dîl Şartları
Cerh ve ta‘dîl şartlarına geçmeden önce şu husus iyi bilinmelidir ki, ne mütekadimûn hadis âlimlerinden ne de Kütüb-i Sitte musanniflerinden hiç biri, ‘hadis kabulünde, râvilerde şu şartlara dikkat ettim’ diye bir açıklamada bulunmamıştır. Makdisî (ö. 507/1115) bu hususu şöyle dile getirir: “Bil ki İmam Buhârî, İmam Müslim ve diğer Kütüb-i Sitte imamlarının hiçbirinden ‘ben bir hadisi kitabıma almak için falanca şarta uyup uymadığına bakıyorum” dediği bize intikal etmemiştir. Bu durumda onların şartları, bizzat eserleri tetkik edilerek ortaya konabilir.” [27]
Bununla birlikte İmam Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd ve hatta İmam Buhâri’nin bu konuda bazı açıklamaları olmuştur. Kütüb-i Sitte imamları açıkça beyan etmemiş olsalar bile, herhangi bir râvinin rivayetinin kabul edilebilmesi ve sahihlik niteliğini kazanabilmesi için râvilerde belirli şartların bulunmasına özen göstermişlerdir. Bahsedilen şartların bazısında onların müşterek olmaları gayet tabidir. Kaldı ki bunlar hadis âlimlerince aranan şartlardır.[28] Söz konusu şartlar, sahih hadisin tanıtımı yapılırken öngörülen şartlardır ki o da şöyledir: “(Musanniften) ilk kaynağına kadar, muttasıl (bitişik) bir senetle, adalet ve zapt niteliklerini içeren râviler tarafından, şaz ve illetten salim olarak nakledilen rivayettir.” [29]
Görüldüğü gibi söz konusu şartlar; râvinin sıfatları, isnadın ittisal (bitişik) şartı ve hadisteki metnin sıfatlarından oluşmaktadır. Yalnız işin teferruatına inilince ihtilaflar başlamakta ve her müellifin kendine özgü şartları belirmektedir.
3. Müşterek Şartlar
Râvilerin bizzat kendilerinde aranan ehliyet şartlarının veya niteliklerinin içerisinde müşterek olanlarının ayırt edilmesi konuya açıklık getirecektir. İslâm,[30] Büluğ,[31] Akıl,[32] Sıdk,[33] Tedlîs yapmamak,[34] Adalet,[35] Zabt[36] (Zabtü’s-sadr-Zabtü’l-kitab yani her iki hıfz türünü içermesi)[37] sözü edilen şartlardır.
Kütüb-i Sitte İmamları, râvilerde olması gereken bu temel sıfatları şart koşmadaki titizlik ve gevşeklikleri yönüyle farklılık arz ederler. Aynı şekilde onlar hadis uzmanlığı yönüyle derecelemeye tabi tutulduklarında aynı derecede olmadıkları görülür.
4. Râvi Tenkidi Alanındaki Çalışmalar
Tâbi’în döneminden sonraki dönemde râvi tenkidi faaliyetleri, farklı bir boyut kazanmıştır.[38] Çeşitli bid‘at fırkalarının zuhur etmesi, fetihler neticesinde farklı kültür ve inançtan insanların Müslümanlarla karşılaşması, Müslümanlar arasında da taassubun körüklenmesiyle, Saadet asrındaki saf İslâm inancını olumsuz etkileyen değişik yabancı unsurlarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu karşılamanın ilmi, fikri ve dini sonuçları olmuştur. Farklı inanç ve ilmi fikirlere mensup insanların bulunduğu ortamda elbette râvilerin de ciddiyetle araştırılması bir zorunluk haline gelmiştir.
Hadis uydurma hareketine karşı başlangıçta şifahî olarak yürütülen tenkit faaliyetleri, bu dönemde tedvin edilmeye başlanmıştır.[39] Dolayısıyla cerh ve ta’dîl alanında ilk çalışmaların telifine H. II. asırda başlandığını söyleyebiliriz. İmam Şu‘be’nin, Irak’ta ravi tenkidi hakkında konuşan ve ilk kitap telif eden kimse olduğu söylenmiştir.[40] Yalnız kendisine nispet edilen bu çalışma hala bulunamamıştır. H. III. asrın ortasında cerh ve ta’dîl bilimindeki ihtisaslaşmanın kısmen başladığı görülmektedir.[41] Özellikle İmam Yahyâ b. Ma‘în, Ali b. el-Medînî ve İmam Ahmed b. Hanbel’in alanla ilgili kaleme aldıkları eserler ilk çalışmalar olarak kabul edilmektedir.[42]
Bu eserler, râviler hakkında tevsik, tad’if, vefat, künye, nispet, hadislerin müşkilleri ve illetleri gibi bilgileri ihtiva etmektedirler.[43] “Bu dönemde tarih, tabakât, ilel, marifetür-ricâl ve suâlât gibi ıstılahlarla önceki hadis münekkitlerinin tenkit ve içtihatlarını da ihtiva edecek şekilde müstakil cerh ve ta ‘dîl eserleri tasnif edilmiş ayrıca bu ilmin genel kuralları ve kendine özgü lafızları teşekkül etmiştir.” [44]
Hadis literatüründe tasnif devri olarak adlandırılan dönemin Kütüb-i Sitte musannifleri, ricâl ilmine dair yeni kaideler vazetmiş, sahih hadislerin zayıf olanlardan ayırt edilebilmesi için râvilerin adalet yönlerini deneme, hadisleri karşılaştırma, farklı olanları yan yana getirme gibi yeni metotlar kazandırmışlardır. Sonra gelen hadis münekkitleri de sözü edilen metotlardan yararlanmışlardır.[45] Ancak bunlar öncekilere nispeten cerh ve ta‘dîl ilminde daha spesifik lafızlar kullanmışlardır.
5. Râvi Tenkidiyle İlgili Eserler
Günümüze kadar ulaşan ve çoğu matbu olan râvi tenkidiyle ilgili eserler kronolojik sıraya göre zikredilecektir. Söz konusu eserler râvi tenkidi alanında çalışma yapacak olan her ilahiyatçı araştırmacının başvuracağı kaynaklardır[46]. Hadis münekkitleri tarafından telif edilen bu eserlerin, H. III. asırdan V. asra kadar yoğunlaştığı görülmektedir. Sözü edilen eserler ya zayıf râvileri ya sika (güvenilir) olanları ya da hem zayıf hem de sika olan râvileri kapsamaktadır. Dolayısıyla bu üçlü sınıflandırmanın üç başlık altında işlenmesi yerinde olacaktır.
5.1. Zayıf Râvileri İhtiva Eden Eserler
Söz konusu eserlerin bir kısmı, özet mahiyette olup diğer bir kısmı da geniş çaplı eserlerdir. Özet türü olan eserlerde alfabetik sırayla râvinin ismi, künyesi, lakabı, tabakası ve cerh edilen yönü belirtilirken, geniş çaplı olan eserlerde ise, râviler hakkında tafsilatlı bilgiler sunulmuştur. Sözgelimi, râvinin biyografisi, hoca ve talebeleri zikredildikten sonra gerek adalet ve gerekse zabt (hıfz) ehliyeti ile ilgili bir veya birden fazla kusuru belirtilmiştir. Ayrıca hadis rivayetindeki hataları ve rivayet ettikleri illetli hadislerden örnekler verilmiştir.
H. III. asırda zayıf râviler üzerine eser telif eden muhaddislerden başlıca, İmâm Buhârî’nin (ö. 256/869) ed-Du‘afâ’u’l-kebîr[47] ve ed-Du’afâ’u’s-sagîr[48]; İbrahîm b. Yakûb el-Cüzecânî’nin (ö. 259/872) Ahvâlu’r-ricâl’[49]; Ebû Zur‘a er-Râzî’nin (ö. 264/877) ed-Du‘afâ ma‘a ecvibetihi ‘ale’l-Berze’î[50]; Nesâî’nin (ö. 303/915) ed-Du‘afâ ve’l-metrukûn[51]; ‘Ukaylî’nin (ö. 322/934) ed-Du‘afâ’u’l-kebîr[52]; İbn Hibbân’nın (ö. 354/963) Kitabu’l-mecruhîn mine’l-muhaddisin [53]; İbn ‘Adiy el-Cürcânî’nin (ö. 360/970) el-Kâmil fî duafâi’r-ricâl[54]; Dârekutnî’nin (ö. 385/995) ed-Du‘afâ ve’l-metrukîn[55] adlı eserleri bu kategorinin ilkleri sayılmaktadır.
5.2. Sika (Güvenilir) Râvileri İhtiva Eden Eserler
Sika râviler üzerine telif edilen eserler, zayıf râvileri konu edinen eserlere göre daha azdır. Bunun böyle olması, sika râvilerin az olduğu anlamına gelmemelidir. Zira üçüncü kategorideki eserlerde görüleceği gibi zayıf râvilerle birlikte sika râvileri de ihtiva eden birçok eser kaleme alınmıştır. Sika râvilerle ilgili telif edilen eserler arasında, İclî’nin (ö. 261/874) Kitabu’s-sikât[56]; İbn Hibbân’ın (ö. 354/963) Kitabu’s-sikât[57] ve Meşâhîru ulemâi’l-emsâr’[58]; İbn Şâhin el-Va‘îz’in (ö. 385/995) Târîhu esmâ-i’s-Sikât[59] gibi isimli eserleri zikredebiliriz.
5.3. Sika (Güvenilir) ve Zayıf Râvileri Birlikte İhtiva Eden Eserler
Cerh edilmiş râvilerle birlikte sika râvileri de içeren eserler, diğer iki kategoriye göre sayısal olarak daha fazladır. Söz konusu eserlerin sayıları hakkında Ekrem Ziyâ el-‘Umerî ’nin açıklaması yeterli derecede fikir vermektedir: “Zayıf râviler hakkında yazılan eserler, sika râviler üzerine yazılanlardan daha fazladır. Örneğin V. asrın sonuna kadar zayıf râviler hakkında yirmi eser yazılmışken sika olanlar üzerine sadece dört eser verilmiştir. Her ikisini konu eden eserler ise daha fazladır. H. III. ve IV. asır boyunca yirmi beş eser telif edilmiştir”[60].
Bu tür eserlerin telif metoduna bakıldığında, zayıf ve sika râviler arasında herhangi bir ayırıma gidilmeden alfabetik sıraya göre düzenlendiği görülmektedir. H. III. asırdan başlayarak, Yahyâ b. Ma‘în’in (ö. 233/84) et-Târîh[61] ve ma‘rifeti’r-Ricâl[62]; Ahmed b. Hanbel’in (ö. 241/885) Kitabu’l-‘ilel ve ma‘rifeti’r-ricâl[63]; Buhari’nin (ö. 256/899) et-Târîhu’l-kebîr[64], et-Târîhu-sagîr[65] ve et-Târîhu’l-evsat[66]; Ebû Zur‘a ed-Dimaşkî ’nin (ö. 282/895) Kitabu’t-târîh[67]; İbn Ebî Hâtim er-Râzî ’nin (ö. 327/938) el-Cerh ve’t-ta‘dîl[68]; Ebû Ya‘lâ el-Halîlî’nin (ö. 446/1053), el-irşâdı[69] adıyla olan eserler bu alanda telif edilmiş çalışmalardır.
Her üç kategoriye ait eserlerin telifi, H. VII. asra kadar bir duraklama dönemi yaşamış ise de H. VIII ve VIIII asırlarda ilmi faaliyet tekrar canlanmış ve ravi tenkidiyle ilgili eserler yeniden ortaya çıkmağa başlamıştır.[70] Sözgelimi; Ebu’l-Haccac Mizzî’nin, (ö.742/1341) Tehzîbü’l-kemâl fi esmâi’r-ricâl[71]; Hafız Zehebî’nin, Mizan’ul-i’tidal fi nakdi’r-ricâl[72] ve diğer eserleri; İbn Hacer el-Askalânî’nin, Tehzîbü’t-tehzîb[73] ve Lisânü’l-mizân[74] adlı eserleri bu asırların ürünü olup kayda değer çalışmalar olarak kabul görmüştür.
Hadis alimlerinin bu çalışmalarını oryantalist Aloys Spenger (ö.1889) “İslâmî edebiyatın haşmetini, biyografi edebiyatı gösterir… Her kalem erbabının hayatını hikâye eden onlara benzer hiçbir millet, on iki asırdır ne mevcut olmuştur ne de halen vardır” [75] ifadesiyle takdir etmiştir.
[1] Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. Selahattin Polat, Hadis Araştırmaları, Tarih, Usûl,
Tenkit, Yorum (İstanbul: İnsan Yay., 2003), 135.
[2] Bkz. Bünyamin Erul, “Ta’n”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, (İstanbul: TDV
Yayınları, 2010) 39/558-560.
[3] Daha geniş bilgi için bkz. Hâkim en-Nisâbûrî, el-Medhal fî İlmi’l-Hadîs, 25-43; Hatîbü’l
-Bağdadî, el-Kifâye, 101-161; Bk. Mahmud et-Tahhân, Teysîru Mustalahi’l-Hadis, Beyrut, ts,
70.
[4] Bkz. İbn Manzûr Ebû’l-Fadl Cemâluddîn Muhammed b. Mukerrem el-Mısrî, Lisânu’l-‘arab, 15 Cilt (Beyrut: yy., 1990), 2/422; Ahmed b. Muhammed b. ‘Alî el-Feyûmî el-Mukrî, el-Misbâhu’l-munîr (Kahire: yy., ts), 1/114; Cârullâh Mahmûd b. Umer ez-Zemahşerî, Esâsu’l -belâga (Beyrut: yy., ts), 88; İbnu’l-Esîr Mecduddîn Ebû’s-Sa‘adât el-Mubârek b. Muhammed el-Cezerî, en-Nihâye fî garîbi’l-hadîs ve’l-eser, 5 Cilt (Beyrut: yy., ts), 1/255.
[5] Bkz. İbnu’l-Esîr, en-Nihâye fî garîbi’l-hadîs ve’l-eser, 1/255; Koçyiğit, Talat, Hadis Terimleri Sözlüğü (Ankara: yy.,1995), 71); Hüseyin Ebû Lubâbe, el-Cerhu ve’t-ta‘dîl (Riyad: yy., 1979, 19.
[6] Bkz. Abdulvehhâb Abdullatîf, el-Muhtasar fî ‘ulûmi’l-eser (Kahire: yy., ts), 46; Emin Aşıkkutlu, Hadiste Rical Tenkidi, 3.
[7] Bkz. Talat Koçyiğit, Hadis Terimleri Sözlüğü, 71; Muhammed Acâc el-Hatîb, el-Muhtasaru’l-vecîz fî ‘ulûmi’l-Hadîs, 103.
[8] Bkz. Muhammed ‘Acâc el-Hatîb, el-Muhtasaru’l-vecîz fî ‘ulûmi’l-Hadîs, 103.
[9] Bkz. Zemahşerî, el-Fâik fî garîbi’l-hadîs, 4 Cilt (Kahire: yy., ts), 1/208, Esâsu’l-belâgah, 88, Aşıkkutlu, Emin, Hadiste Rical Tenkîd, 3.
[10] Bkz. İbn Manzûr, Lisânu’l-arab, II/430-431.
[11] Taha 20/2.
[12] İbn Manzûr, Lisânu’l-arab 11/440; Fîrûzâbâdî Muhammed Mecduddîn, Kâmûsu’l-muhît, 4 Cilt (Beyrut: yy., ts.), IV/13; el-Mukrî, Misbâhu’l-münîr, 44-45; ‘Acâc Muhammed el-Hatîb, el-Muhtasaru’l-vecîz fî ‘ulûmi’l-Hadîs, 103.
[13] Bkz. Uğur Mücteba, Ansiklopedik Hadis Terimler Sözlüğü, 9.
[14] Tâhir b. Sâlih b. Muhammed el-Cezâirî, Tevcîhu’n-nazari ilâ usûli’l-eser (Medine: yy., ts), 26.
[15] Emin Aşıkkutlu, Hadiste Rical Tenkidi, 4.
[16] Muhammed Acâc el-Hatîb, el-Muhtasaru’l-vecîz fî ‘ulûmi’l-hadîs, 103.
[17] Abdullah Aydınlı, Hadis İstılahları Sözlüğü (İstanbul: yy.,1987), 31.
[18] Bkz. Hâkim Ebû Abdillah en-Nisâburî, Ma’rifetu ulûmi’l-hadis, 53.
[19] Bkz. Abdulvehhâb ‘Abdullatîf, el-Muhtasar fi ulûm’i ‘l-eser, 45; Muhammed ‘Acâc el-Hatîb, el-Muhtasâru’l- vecîz fî ulûmi ‘l-hadîs, 103.
[20] İbn Ebî Hâtim, el-Cerhu ve’t-ta‘dîl, I/5-6.
[21] Mustafa b. Abdullah Katip Çelebî, Keşfu’z-zunûn ‘an esâmi’l-kütübi ve’l-funûn, 2 Cilt (İstanbul: yy., 1971), 1/582.
[22] Bkz. Hâkim en-Nisâbûrî, Ma’rifetu ulûmi’l-hadîs, 152.
[23] Bkz. Emin Aşıkkutlu, Hadiste Rical Tenkidi, 4-5.
[24] Bkz. Huseyin b. ‘Abdillâh et-Tîbî, el-Hulâsa fî ‘usûli’l-hadîs, thk. Subhî es-Semerrâî (Beyrut: yy.,1985),83.
[25] Bkz. Katip Çelebî, Keşfu’z-zunûn ‘an esâmi’l-kutubi ve’l-funûn, II/1087.
[26] Bkz. Katip Çelebî, Keşfu’z-zunûn ‘an esâmi’l-kutubi ve’l-funûn, 1/521.
[27] Muhammad b. Tâhir el-Makdisî, Şurûtu eimmeti’s-sitte, thk. Muammed Zâhid el-Kevserî (Beyrut: yy., 1984), 5.
[28] Bkz. İbrahim Canan, “Kütüb-i Sitte İmamlarının Şartlan”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı. 3/fs. 1-2 (1979), 105.
[29] Ahmed Muhammed Şâkir, el-Bâ‘îsu’l-hasîs şerhu ihtisarı ‘ulûmi’l-hadîs, thk. Ali Hasan el-Halebî (Riyad: yy., 1995), 1/99; Zeyneddîn ‘Abdurrahîm b. el-Huseyin el-Irâkî, et-Takyîdu ve’l-îzâh şerhu mukaddimeti İbnu’s-Salâh, (Beyrut: yy., 1981), 26.
[30] Bkz. Hatîbu’l-Bağdadî, el-Kifaye fi İlmi’r-rivâye, 15; Ebû Bekr Muhammed b. Mûsâ el-Hâzimî, Şurûtu ei’mmeti’l-hamse, thk. Muhammed Zâhid el-Kevserî (Beyrut: yy.,1984), 52; Ahmed Muhammed Şâkir, el-Bâ‘îsu’l-hasîs şerhu İhtisâri ‘ulûmi’l-hadîs, I/299.
[31] Bkz. İbnu’l-Esîr, Câmi’ul-usûl fî ehâdîsi’r-rasûl, 12 Cilt (Beyrut: yy., 1980), 1/34.
[32] Bkz. Hâzimî, Şurûtu eimmeti’l-hamse, 53.
[33] Bkz. Hâzimî, Şurût eimmeti’l-hleamse, 53.
[34] Bkz. Hâzimî, Şurût eimmeti’l-hamse, 53; Uğur, Müctebâ, Ansiklopedik Hadis Terimler Sözlüğü, 395.
[35] İbnu’l-Esîr, Câmi’ul-usûl fî ehâdîsi’r-rasûl, 1/36; Tâhir b. Sâlih b. Muhammde el-Cezâ’irî, Tevcîhu’n-nazar ilâ usûli’l-eser, 27; Koçyiğit Talat, Hadis Terimleri Sözlüğü, 27.
[36] Bkz. Müctebâ Uğur, Ansiklopedik Hadis Terimler Sözlüğü, 426.
[37] Bkz. İbn Hacer, en-Nüket ‘alâ nüzheti’n-nazar fî tevdîhi nuhbeti’l-fiker, thk. Ali b. Hasan el
-Halebî (Medine:yy., 1992), 83.
[38] Bkz. Mustafa el-A‘zamî, Menhecu’n-nakd ‘inde’l-muhaddisîn, 14.
[39] Bkz. Zehebî, Zikru men yu’temed kavluhu fî’l-cerhi ve’t-ta‘dîl, 171; Vasiyyullâh, ed-Du’afâ ve’l
-mechulûn ve ‘l-metrûkûn fî mücteba’n-Nesâî, 38; Aşıkkutlu, Hadiste Rical Tenkidi, 39.
[40] Bkz. İbn Hibbân, Kitâbu’s-sikât, 9 Cilt, (Hindistan: Dâ’iretu’l-Me‘ârif, 1973), 1/494; İbn Receb, Şerhu ‘ilel’t-Tirmizî, 1/355; Mustafa el-A‘zamî, Menhecu’n-nakd ‘inde’l-Muhaddisîn, 17.
[41] Bkz. el-‘Umerî, Buhûsun fi Târihi’s-sünneti’l-müşerrefe, 86; Hüseyin Ebû Lubâbe, el-Cerhu ve’t-ta‘dîl, 61- 62.
[42] Bkz. Vasiyyullâh, ed-Du’afâ ve’l-mechulûn ve ‘l-metrûkûn fî mücteba’n-Nesâî, 39.
[43] Yahyâ b. Ma‘în, et-Târîh, 4 Cilt, thk. Ahmed Nûr Seyf (Mekke: Ummu’l-Kurâ Üniv. Yay., 2005), Mukaddime, 1/9-10.
[44] Emin Aşıkkutlu, Hadiste Rical Tenkidi, 40.
[45] Bk. Vasiyyullâh, ed-Du’afâ ve’l-mechulûn ve ‘l-metrûkûn fî mücteba’n-Nesâî, 39.
[46] Bk. Hüseyin Ebû Lubâbe, el-Cerhu ve’t-ta’dil, 62.
[47] El yazması için bkz. Carl Brockelmann, Târîhu edebi’l-arabî, 3/179.
[48] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, 10 Cilt, çev. Mahmud Fehmî Hicâzî-Fehmî Ebû’l-Fadl (Riyad: yy., 1983), 1/257. Baskısı: el-Buhârî, ed-Du‘afâ’u’s-sagîr, (Hindistan: Dâ’iretu’l-Me‘ârifî’l-‘Usmâniye, ts).
[49] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, I/263. Baskısı: İbrâhîm b. Ya‘kûb el-Cuzecânî, Ahvâlu’r-ricâl, thk. Subhî es-Samerra’î (Beyrut: Müessesetu’r-Risâle, 1985).
[50] El yazması için bkz. Ramazan Şeşen, İstanbul Köprülü Kütüphanesi Yazmaları Kataloğu, 3 Cilt (İstanbul : yy., 1986) no: 3/40. Baskısı: Ebû Zur‘a er-Râzî, ed-Du‘afâ ma‘a Ecvibetihi ‘alâ’l- Berze’î, 3 Cilt , thk. Sa‘d el-Hâşimî (Medine: Mektebetu İbn Kayyım, 1989).
[51] Eserin el yazma nüshaları için Bk. Fuat Sezgin, Geschichte deş Arabischen Schrifttums, 8 Cilt (Leiden: E. J. Brill, 1967), 1/168, I/330; Carl Brockelmann, Geschichte der Arabischen Litteratur (Leiden: E. J. Brill, 1943) S1/270.
[52] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, 1/351. Baskısı: el-‘Ukaylî, ed-Du‘afâ’u’l-kebîr, 4 Cilt, thk.Abdulmu‘tî Emîn Kal‘acî (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-‘İlmiyye, 1984).
[53] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, 1/381. Baskısı: İbn Hibbân, Kitâbu’l-mecruhîn mine’l-muhaddisin, 3 Cilt, thk ‘Azîz Bey el-Kadrî (Beyrut: Dâ’iretu’l-Me‘ârif, 1976).
[54] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, 1/400. Baskısı: İbn Adiy el-Curcânî, el-Kâmil fî du‘afâ’i’r-ricâl, 3 Cilt, thk. Lecnetün mine’l-ulemâ (Beyrut: Dâru’l-Fikr, 1984).
[55] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, 1/420. Baskısı: ed-Dârekutnî, ed-Du‘afâ ve’l-metrukûn, 2 Cilt, thk. Muvaffak b. Abdulkâdir (Riyad, Mektebetu’l-Me‘ârif, 1984).
[56] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, I/278. Baskısı: el-İclî el-Hâfız, Kitâbu’s-sikât, 2 Cilt, thk. Abdul‘alîm ‘Abdul‘azîm el-Bestevî (Medine: Mektebetu’d-Dâr, 1985).
[57] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, I/381. Baskısı: İbn Hibbân, Kitâbu’s-sikât, 9 Cilt (Hindistan: Dâ’iretu’l-Me‘ârif, 1973).
[58] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, I/382. Baskısı: İbn Hibbân, Meşâhîru ulemâ’i’l-emsâr (Kahire: Mecma’u’t-Telîf ve’t-Terceme, 1989).
[59] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, I/425. Baskısı: İbn Şâhîn el-Va‘îz, Târîh esmâ’i’s-sikât, thk. Subhî es-Samerra’î (Kuveyt: ed-Dâru’s-Selefiyye, 1984).
[60] Ekrem Ziyâ el-‘Umerî, Buhûsun fi târihi’s-sünneti’l-müşerrefe, 90-91.
[61] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, I/202. Baskısı: Yahyâ b. Ma‘în, et-Târîh, 4 Cilt, thk. Ahmed Nûr Seyf (Mekke: Ummu’l-Kurâ Üniversitesi Yay., 1978).
[62] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, 1/202.
[63] El yazması için bkz. Elbânî, Fihrist Mahtûtâti’d-dâri’l-kütübi’z-zâhiriyye, (Dimaşk: yy., 1970), 223. Baskısı: Ahmed b. Hanbel, Kitâbu’l-‘ilel ve ma‘rifeti’r-ricâl, 2 Cilt, thk. Talat Koçyiğit, İsmail Cerrahoğlu (İstanbul: el-Mektebetu’l-İslâmiyye, 1987).
[64] El yazması için bkz. Ramazan Şeşen, Köprülü Kütüphanesi yazmalar kataloğu, 2/537. Baskısı: Buhârî, et-Târîhu’l-kebîr, Cilt 7, thk. Abdurrahmân b. Yahyâ el-Mu‘allimî (Hindistan: Dâ’iretu’l-Me‘ârif,1933-1943).
[65] El yazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, 1/257. Baskısı: Buhârî, Târîhu’s-sagîr,
2 Cilt (Beyrut: yy., 1986).
[66] El yazması için bkz. Carl Brockelmann, Târîhu edebi’l-arabî, 3/178; Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, 1/257.
[67] Ebû Zur‘a ed-Dımaşkî, Kitâbu’t-târîh, thk. Şükrullâh Ni‘metullâh (Bağdat: Yüksek lisans Tezi, 1392/1972). Baskısı: (Dımaşk, Mecma‘u’l-Lugati’l-‘Arâbiyye, ts).
[68] Elyazması için bkz. Fuat Sezgin, Târihu’t-turâsi’l-arabî, I/253. Baskısı: İbn Ebî Hâtim er-Râzî, el-Cerh ve’t-ta‘dîl, 9 Cilt, (Hindistan: Dâ’iretu’l-Me‘ârif, 1952).
[69] El yazması için bkz. Muhammed b. Suûd Üniversitesi Kütüphanesi (Riyad: no: 657); Medine İslam Üniversitesi Kütüphanesi (Medine: no: 1657). Baskısı: Ebû Ya‘lâ el-Halîlî, el-lrşâd I- III, thk. Muhammed Sa‘îd İdris (Riyad: Mektebetü’r-Ruşd, 1989).
[70] Eserler hakkında daha geniş bilgi için bkz. el-‘Umerî Ekrem Ziyâ, Buhûsun fi târihi’s- sünneti’l-müşerrefe, 91-100.
[71] (Beyrut: thk. Beşşar Avvad Ma’ruf, Müessesetür-Risâle, 1992).
[72] (Beyrut: Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1995).
[73] (Beyrut: thk. Halil Me’mun Siha, Daru’l-Marife, 1996).
[74] (Haydarabad: Meclis Dairati’l-Meârif, 1329).
[75] Bkz. Muhammed Tayyib Okiç, Bazı Hadis Meseleleri Üzerine Tetkikler, (İstanbul: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yay., 1959), 9.